9 Haziran 2026 Salı

Varto Jes istemiyor WGC 2026 ya yazılan mektup

DÜNYA JEOTERMAL KONGRESİ 2026 ORGANİZASYON KOMİTESİNE

(TO THE WORLD GEOTHERMAL CONGRESS 2026 ORGANİZİNG COMMİTTEE)

Sizlere Muş iline bağlı Varto’nun Çığlığını duyurmak üzere bu mektubu yazıyorum!

Kongreniz kapsamında 11.06.2026 günü Teknik Oturumlar üst başlığı altında saat 08.30 – 10.15 arasında Türkiye’den Cannur BOZKURT’un ((ignis H2 Energy Inc.) Doğu Anadolu'daki (Türkiye) Üçlü Kavşak Bölgesinin Jeotermal Potansiyeli Geothermal Potential of the Triple Junction Area in Eastern Anatolia (Türkiye)” başlığıyla sunum yapacağını öğrenmiş bulunmaktayım.

Ancak bilmenizi isterim ki Proje alanının mera alanı olması nedeniyle bu alanın mera vasfı dışında kullanılması yasal değildir. Proje alanı Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından “önemli doğa alanı” olarak tescillenmiş olmasına ve Varto ile birlikte Bingöl Karlıova Kargapazarı da korunması gerekli alanlardan olmasına rağmen, projeyi yasal engeller ve halkın haklı tepkisinden kaçırmak için “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna gerek yoktur”  şeklinde bir karar çıkarılarak herşey oldu bittiye getirilmeye çalışılmaktadır.

Bu hukuk tanımazlık kabul edilemez, dolayısıyla bu karara ve ruhsata karşı açılan davamız devam etmektedir. Davanın yanı sıra Şubat ayından bu yana bölgede çok geniş katılımlı halk toplantıları ile tepkiler giderek büyümektedir Nisan ayında Varto merkezinde binlerce kişilik bir protesto mitingi yapılmış 3 Mayıs gününden bu yana da 10 sondaj alanından birisi olan Çalıdere (Xarik) köyünde öncülüğünü Varto Ekoloji Platformu’nun yaptığı ve içinde ( dernekler, STK’lar, Varto’nun tüm köylerinin temsilcileri, gençler, kadınların olduğu) insan topluluğu 24 saat aralıksız olarak yöre halkının ve ekoloji mücadelesine gönül veren her yaştan insanın nöbeti devam etmektedir.

Varto, resmi kayıtlara göre Muş ilinin Bingöl Dağları’nın eteğinde, Murat Nehri’nin kollarıyla hayat bulan, inançların ve doğanın iç içe geçtiği kadim bir coğrafyadır. Bu topraklar binlerce yıldır şifa kaynağı olan sularıyla halkına yaşam vermiştir. Varto halkı için su, yalnızca içilecek bir kaynak değil; kutsal bir bağ, kültürel bir miras, toplumsal bir kimliktir.

İlçemizde yüz yıllardır en büyük yoğunlukta Kürtler yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğuna göre ayrıca Zazalar; Ermeniler, Çeçenler, Çerkesler ve Türkler gibi farklı etnik ve kültürel kimliklere mensup topluluklar da ile Müslüman, Şafii ve Alevi nüfusun yanı sıra sayıları azalmış olsa da Hristiyanlığa mensup çok az bir nüfus her şeye rağmen yaşamlarını yan yana ve barış içinde sürdürmektedir.

Bugün bize göre bu coğrafya tarihin en büyük ekolojik ve toplumsal ihanetiyle karşı karşıya: İzlanda gibi başka ülkelerde belki normal ve kolaylaştırıcı bir yöntem olan Jeotermal Enerji Santrali (JES) 1946 ve 1966’da binlerce insanını depremlere kurban olarak vermiş ve bugün de Türkiye’nin en aktif 3 fay hattının tam kesişim noktasında bulunan Varto ve Karlıova bölgesi ile Yedisu hattında atılmaya çalışılan bu adım Türkiye’deki bürokratik işleyiş ve denetimsizlikle birleşince açık bir bir doğa sömürüsüne dönüşecektir. JES projeleri,  Aydın (Germencik vb acı örneklerde kanıtlandığı üzere söz konusu Türkiye ise parıltılı  ne kadar sempatik terimlerle süslenmiş olursa olsun özünde bir “ekokırım”dır.

Bir yanda halkı kandırmak için bölgede termal sağlık turizmi olacağına dair yeşertilen DAKA’nın 2020 raporundaki umut, diğer yanda IGNIS’in 2025 projesindeki yıkım. Bu iki vizyon arasındaki uçurum, yalnızca Varto’nun değil, tüm Mezopotamya’nın geleceğini belirleyecek bir yol ayrımıdır.

Türkiye’de bürokrasinin hantal yapısı, çoğu zaman halkın yararına projelerin önünü tıkamıştır. Oysa Varto için 100 yılda bir doğan fırsat, tertemiz bir sağlık turizmi projesiyle nefes almak olabilirdi. Elindeki temiz tarım alanları, doğal ortamda hayvancılık gibi değerli geçim kaynakları korunabilirdi. Ancak bugün bu kaynaklar bile yitirilmek üzere.

Türkiye’nin et ve süt ihtiyacının sigortalarından olan Muş Ovası ve Karlıova’nın bakir doğası yok edilirse, ülkenin yıllardır süren sağlıklı gıda dar boğazının JES tercihiyle tavan yapması kaçınılmazdır! Muş Ovası, Türkiye’nin en büyük ovalarından biridir; et ve süt ürünlerinde yaşanan dar boğazdan çıkışın anahtarı bu topraklardadır. JES projeleriyle bu kaynakların yok edilmesi, yalnızca Varto’nun değil, Türkiye’nin gıda güvenliğinin intiharı anlamına gelecektir.

Murat Nehri bilindiği üzere Fırat’ın en büyük koludur, Karasu ile birleşerek Fırat’ı oluşturur ve bu ikisi Fırat ile birleşerek Mezopotamya’yı sular ve Şattülarap üzerinden Basra Körfezi’ne dökülür. Varto’da . Sondajlardan salınacak, bor ve HS gazı  ve suya karışan tek bir damla arsenik; Muş, Bingöl, Elazığ, Adıyaman, Antep, Urfa gibi illerin yanı sıra binlerce kilometre ötedeki deniz ekosistemini, oradaki balıkları ve o sularla sulanan Anadolu ve Mezopotamya tarımını zehirleyecektir. Bu yalnızca Vartolu’nun değil, abartısız insanlığın ortak su kaynağına yapılmış bir saldırıdır. Küresel bir eko kırım olacaktr.

Flora ve fauna analizlerinin masa başında yapıldığı, bölgenin biyolojik çeşitliliğinin kasten göz ardı edildiği IGNIS’in raporları Varto coğrafyasını bir “bozkır çölü” gibi göstermektedir; oysa gerçek bambaşkadır: Vaşak, dağ geyiği, dağ keçisi, dağ kartalı bu havzanın asıl sahipleri ekolojik dengenin vazgeçilmezleridir. Bingöl Dağları’nın eteklerinde yaşam bulan endemik bitki türleri, derelerinde yüzen endemik balık türleri –hatta bir köyümüze alabalık adı verilmiştir- bu coğrafyanın biyolojik zenginliğini kanıtlamaktadır. Bunların yok sayılması yalnızca bir ihmal değil, ekolojik bir suçtur.

Varto halkı için toprak, sadece ekonomik bir değer değil, bir “ziyaret” alanıdır. Yörenin Alevi nüfusunun Raya Heq inancına göre bölgedeki birçok kutsal mekân, pınar ve ziyaret yeri de yine bu projelerin etki alanındadır.

Doğanın endüstriyel bir sahaya dönüştürülmesi, bölge halkının binlerce yıllık ziyaret/inanç kültürüyle olan bağını koparacaktır. Bu kültürel erozyon, beraberinde zorunlu bir göç dalgasını getirecektir. Toprağı zehirlenen, hayvanı ölen, inancı yaralanan halk; kadim yurdunu terk etmek zorunda kalacaktır.

Projenin bütüncül etkilerini gizlemek için “sadece arama sondajı” adı altında parçalanması, yargı tarafından “proje parçalama” olarak tanımlanan bir kaçış yöntemidir. Bu yöntemle halk yanıltılmakta, JES’in zarar vereceği alanın gerçek boyutu saklanmaktadır.

Varto halkı, suyunu şifa için kullanmak isteyen kadim bir kültüre sahiptir. Bu suyu, bir şirketin türbinlerini döndürmek ve atmosfere zehirli gazlar salmak için kurban etmeyeceğiz. Afyon’un şifası, Yalova’nın huzuru Varto’nun da hakkıdır; Aydın’ın kanserleşen toprağı Varto’nun kaderi olmayacaktır.

Bu mücadele yalnızca Varto’nun, Karlıova’nın Yedisu’nun değil, tüm Anadolu’nun, Mezopotamya’nın mücadelesidir. Uluslararası dayanışma çağrısı yapıyoruz: UNESCO, BM, Greenpeace ve daha akla gelmeyen sayısız çevre ve iklim dayanışma ağları üzerinden Varto’nun sesi, dünya kamuoyuna ulaşacak, ekokırımın küresel boyutu deşifre edilecektir. Bu mektup da bu çağrının bir parçasıdır!

Varto halkı, kendi suyunu, toprağını, geleceğini savunmaktadır. Bu savunma, yalnızca bir çevre mücadelesi değil, insanlığın ortak yaşam hakkının savunulmasıdır. Topraklarımızda sadece jeotermal değil doğal yapıya bozacak madencilik gibi hiçbir faaliyete de onay vermeyeceğiz!

World Geothermal Congress 2026 Organizasyon Komitesi’nin, IGNIS şirketinin Varto’da yürütmek istediği projeye ilişkin sunumu değerlendirirken bölgenin tarihsel, kültürel, ekolojik ve insan hakları boyutlarını dikkate almasını talep ediyoruz. Varto halkının rızası olmadan yürütülen, doğayı ve yaşam alanlarını tehdit eden hiçbir yatırımın meşru kabul edilemeyeceğini önemle belirtiriz. Bölgenin insansızlaştırılması su kaynaklarının tahrip edilmesi, kutsal inanç mekânlarının yok edilerek insanların köklerinden kopartılması ile yaşanacak kültürel soykırımı ve korunması gereken doğal ve endemik türlerin tehdit edilmesini reddediyoruz.

Bu konuda duyarlı bireyler ve sivil toplum kuruluşları olarak IGNIS şirketini bölgeden derhâl çekilmeye ve Varto ile Karlıova’daki yaşamı tehdit etmekten vazgeçmeye davet ediyoruz.

Bize göre Su hayattır ve ticarileştirilmemelidir.

Sosyal Medya hesaplarımızdan protestoları inceleyebileceğiniz gibi arama motorlarına “ Varto Jeotermal” kavramlarını yazmanız binlerce görsel ve habere ulaşmanız için yeterlidir.

Sesimizin, Vartonun Çığlığının yüreklerinize dokunmuş olmasını dilerim.

Saygılarımla.

Varto’da Ekoloji ve Çevre Koruma Mücadelesi veren insanlardan:

Veli BEYAZGÜL 

İnstagram:Velibeyazgul

Platformun Instagram Hesabı: Varto.Ekoloji

#VartoJESistemiyor #VartoDireniyor #Ekosistemibozma

Mektubun ingilizce sürümü buradadır


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ANASAYFAYA DÖN

ANASAYFAYA DÖN
www.velibeyazgul.com

RADYO GIMGIM DİNLE (Aktif değildir)

RADYO GIMGIM DİNLE (Aktif değildir)
Nostaljik radyomuz aktif değildir