9 Haziran 2026 Salı

Varto Jes istemiyor WGC 2026 ya yazılan mektup

DÜNYA JEOTERMAL KONGRESİ 2026 ORGANİZASYON KOMİTESİNE

(TO THE WORLD GEOTHERMAL CONGRESS 2026 ORGANİZİNG COMMİTTEE)

Sizlere Muş iline bağlı Varto’nun Çığlığını duyurmak üzere bu mektubu yazıyorum!

Kongreniz kapsamında 11.06.2026 günü Teknik Oturumlar üst başlığı altında saat 08.30 – 10.15 arasında Türkiye’den Cannur BOZKURT’un ((ignis H2 Energy Inc.) Doğu Anadolu'daki (Türkiye) Üçlü Kavşak Bölgesinin Jeotermal Potansiyeli Geothermal Potential of the Triple Junction Area in Eastern Anatolia (Türkiye)” başlığıyla sunum yapacağını öğrenmiş bulunmaktayım.

Ancak bilmenizi isterim ki Proje alanının mera alanı olması nedeniyle bu alanın mera vasfı dışında kullanılması yasal değildir. Proje alanı Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından “önemli doğa alanı” olarak tescillenmiş olmasına ve Varto ile birlikte Bingöl Karlıova Kargapazarı da korunması gerekli alanlardan olmasına rağmen, projeyi yasal engeller ve halkın haklı tepkisinden kaçırmak için “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna gerek yoktur”  şeklinde bir karar çıkarılarak herşey oldu bittiye getirilmeye çalışılmaktadır.

Bu hukuk tanımazlık kabul edilemez, dolayısıyla bu karara ve ruhsata karşı açılan davamız devam etmektedir. Davanın yanı sıra Şubat ayından bu yana bölgede çok geniş katılımlı halk toplantıları ile tepkiler giderek büyümektedir Nisan ayında Varto merkezinde binlerce kişilik bir protesto mitingi yapılmış 3 Mayıs gününden bu yana da 10 sondaj alanından birisi olan Çalıdere (Xarik) köyünde öncülüğünü Varto Ekoloji Platformu’nun yaptığı ve içinde ( dernekler, STK’lar, Varto’nun tüm köylerinin temsilcileri, gençler, kadınların olduğu) insan topluluğu 24 saat aralıksız olarak yöre halkının ve ekoloji mücadelesine gönül veren her yaştan insanın nöbeti devam etmektedir.

Varto, resmi kayıtlara göre Muş ilinin Bingöl Dağları’nın eteğinde, Murat Nehri’nin kollarıyla hayat bulan, inançların ve doğanın iç içe geçtiği kadim bir coğrafyadır. Bu topraklar binlerce yıldır şifa kaynağı olan sularıyla halkına yaşam vermiştir. Varto halkı için su, yalnızca içilecek bir kaynak değil; kutsal bir bağ, kültürel bir miras, toplumsal bir kimliktir.

İlçemizde yüz yıllardır en büyük yoğunlukta Kürtler yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğuna göre ayrıca Zazalar; Ermeniler, Çeçenler, Çerkesler ve Türkler gibi farklı etnik ve kültürel kimliklere mensup topluluklar da ile Müslüman, Şafii ve Alevi nüfusun yanı sıra sayıları azalmış olsa da Hristiyanlığa mensup çok az bir nüfus her şeye rağmen yaşamlarını yan yana ve barış içinde sürdürmektedir.

Bugün bize göre bu coğrafya tarihin en büyük ekolojik ve toplumsal ihanetiyle karşı karşıya: İzlanda gibi başka ülkelerde belki normal ve kolaylaştırıcı bir yöntem olan Jeotermal Enerji Santrali (JES) 1946 ve 1966’da binlerce insanını depremlere kurban olarak vermiş ve bugün de Türkiye’nin en aktif 3 fay hattının tam kesişim noktasında bulunan Varto ve Karlıova bölgesi ile Yedisu hattında atılmaya çalışılan bu adım Türkiye’deki bürokratik işleyiş ve denetimsizlikle birleşince açık bir bir doğa sömürüsüne dönüşecektir. JES projeleri,  Aydın (Germencik vb acı örneklerde kanıtlandığı üzere söz konusu Türkiye ise parıltılı  ne kadar sempatik terimlerle süslenmiş olursa olsun özünde bir “ekokırım”dır.

Bir yanda halkı kandırmak için bölgede termal sağlık turizmi olacağına dair yeşertilen DAKA’nın 2020 raporundaki umut, diğer yanda IGNIS’in 2025 projesindeki yıkım. Bu iki vizyon arasındaki uçurum, yalnızca Varto’nun değil, tüm Mezopotamya’nın geleceğini belirleyecek bir yol ayrımıdır.

Türkiye’de bürokrasinin hantal yapısı, çoğu zaman halkın yararına projelerin önünü tıkamıştır. Oysa Varto için 100 yılda bir doğan fırsat, tertemiz bir sağlık turizmi projesiyle nefes almak olabilirdi. Elindeki temiz tarım alanları, doğal ortamda hayvancılık gibi değerli geçim kaynakları korunabilirdi. Ancak bugün bu kaynaklar bile yitirilmek üzere.

Türkiye’nin et ve süt ihtiyacının sigortalarından olan Muş Ovası ve Karlıova’nın bakir doğası yok edilirse, ülkenin yıllardır süren sağlıklı gıda dar boğazının JES tercihiyle tavan yapması kaçınılmazdır! Muş Ovası, Türkiye’nin en büyük ovalarından biridir; et ve süt ürünlerinde yaşanan dar boğazdan çıkışın anahtarı bu topraklardadır. JES projeleriyle bu kaynakların yok edilmesi, yalnızca Varto’nun değil, Türkiye’nin gıda güvenliğinin intiharı anlamına gelecektir.

Murat Nehri bilindiği üzere Fırat’ın en büyük koludur, Karasu ile birleşerek Fırat’ı oluşturur ve bu ikisi Fırat ile birleşerek Mezopotamya’yı sular ve Şattülarap üzerinden Basra Körfezi’ne dökülür. Varto’da . Sondajlardan salınacak, bor ve HS gazı  ve suya karışan tek bir damla arsenik; Muş, Bingöl, Elazığ, Adıyaman, Antep, Urfa gibi illerin yanı sıra binlerce kilometre ötedeki deniz ekosistemini, oradaki balıkları ve o sularla sulanan Anadolu ve Mezopotamya tarımını zehirleyecektir. Bu yalnızca Vartolu’nun değil, abartısız insanlığın ortak su kaynağına yapılmış bir saldırıdır. Küresel bir eko kırım olacaktr.

Flora ve fauna analizlerinin masa başında yapıldığı, bölgenin biyolojik çeşitliliğinin kasten göz ardı edildiği IGNIS’in raporları Varto coğrafyasını bir “bozkır çölü” gibi göstermektedir; oysa gerçek bambaşkadır: Vaşak, dağ geyiği, dağ keçisi, dağ kartalı bu havzanın asıl sahipleri ekolojik dengenin vazgeçilmezleridir. Bingöl Dağları’nın eteklerinde yaşam bulan endemik bitki türleri, derelerinde yüzen endemik balık türleri –hatta bir köyümüze alabalık adı verilmiştir- bu coğrafyanın biyolojik zenginliğini kanıtlamaktadır. Bunların yok sayılması yalnızca bir ihmal değil, ekolojik bir suçtur.

Varto halkı için toprak, sadece ekonomik bir değer değil, bir “ziyaret” alanıdır. Yörenin Alevi nüfusunun Raya Heq inancına göre bölgedeki birçok kutsal mekân, pınar ve ziyaret yeri de yine bu projelerin etki alanındadır.

Doğanın endüstriyel bir sahaya dönüştürülmesi, bölge halkının binlerce yıllık ziyaret/inanç kültürüyle olan bağını koparacaktır. Bu kültürel erozyon, beraberinde zorunlu bir göç dalgasını getirecektir. Toprağı zehirlenen, hayvanı ölen, inancı yaralanan halk; kadim yurdunu terk etmek zorunda kalacaktır.

Projenin bütüncül etkilerini gizlemek için “sadece arama sondajı” adı altında parçalanması, yargı tarafından “proje parçalama” olarak tanımlanan bir kaçış yöntemidir. Bu yöntemle halk yanıltılmakta, JES’in zarar vereceği alanın gerçek boyutu saklanmaktadır.

Varto halkı, suyunu şifa için kullanmak isteyen kadim bir kültüre sahiptir. Bu suyu, bir şirketin türbinlerini döndürmek ve atmosfere zehirli gazlar salmak için kurban etmeyeceğiz. Afyon’un şifası, Yalova’nın huzuru Varto’nun da hakkıdır; Aydın’ın kanserleşen toprağı Varto’nun kaderi olmayacaktır.

Bu mücadele yalnızca Varto’nun, Karlıova’nın Yedisu’nun değil, tüm Anadolu’nun, Mezopotamya’nın mücadelesidir. Uluslararası dayanışma çağrısı yapıyoruz: UNESCO, BM, Greenpeace ve daha akla gelmeyen sayısız çevre ve iklim dayanışma ağları üzerinden Varto’nun sesi, dünya kamuoyuna ulaşacak, ekokırımın küresel boyutu deşifre edilecektir. Bu mektup da bu çağrının bir parçasıdır!

Varto halkı, kendi suyunu, toprağını, geleceğini savunmaktadır. Bu savunma, yalnızca bir çevre mücadelesi değil, insanlığın ortak yaşam hakkının savunulmasıdır. Topraklarımızda sadece jeotermal değil doğal yapıya bozacak madencilik gibi hiçbir faaliyete de onay vermeyeceğiz!

World Geothermal Congress 2026 Organizasyon Komitesi’nin, IGNIS şirketinin Varto’da yürütmek istediği projeye ilişkin sunumu değerlendirirken bölgenin tarihsel, kültürel, ekolojik ve insan hakları boyutlarını dikkate almasını talep ediyoruz. Varto halkının rızası olmadan yürütülen, doğayı ve yaşam alanlarını tehdit eden hiçbir yatırımın meşru kabul edilemeyeceğini önemle belirtiriz. Bölgenin insansızlaştırılması su kaynaklarının tahrip edilmesi, kutsal inanç mekânlarının yok edilerek insanların köklerinden kopartılması ile yaşanacak kültürel soykırımı ve korunması gereken doğal ve endemik türlerin tehdit edilmesini reddediyoruz.

Bu konuda duyarlı bireyler ve sivil toplum kuruluşları olarak IGNIS şirketini bölgeden derhâl çekilmeye ve Varto ile Karlıova’daki yaşamı tehdit etmekten vazgeçmeye davet ediyoruz.

Bize göre Su hayattır ve ticarileştirilmemelidir.

Sosyal Medya hesaplarımızdan protestoları inceleyebileceğiniz gibi arama motorlarına “ Varto Jeotermal” kavramlarını yazmanız binlerce görsel ve habere ulaşmanız için yeterlidir.

Sesimizin, Vartonun Çığlığının yüreklerinize dokunmuş olmasını dilerim.

Saygılarımla.

Varto’da Ekoloji ve Çevre Koruma Mücadelesi veren insanlardan:

Veli BEYAZGÜL 

İnstagram:Velibeyazgul

Platformun Instagram Hesabı: Varto.Ekoloji

#VartoJESistemiyor #VartoDireniyor #Ekosistemibozma

Mektubun ingilizce sürümü buradadır


TO THE WORLD GEOTHERMAL CONGRESS 2026 ORGANIZING COMMITTEE

I am writing this letter to make you hear the Cry of Varto, a district of Muş province!

We have learned that within the scope of your Congress, on June 11, 2026, under the main heading of Technical Sessions, between 08:30 and 10:15, Cannur BOZKURT (Ignis H2 Energy Inc.) from Türkiye will deliver a presentation titled "Geothermal Potential of the Triple Junction Area in Eastern Anatolia (Türkiye)."

However, I want you to know that the project site is designated as a pasture, and utilizing this area outside of its pasture status is unlawful. Although the project site is registered as a "Key Biodiversity Area" by the International Union for Conservation of Nature (IUCN), and Karlıova, Kargapazarı in Bingöl—along with Varto—are among the territories that must be protected, a fait accompli is being attempted. To bypass legal obstacles and evade the rightful backlash of the public, a decision stating that "there is no need for an Environmental Impact Assessment (EIA) report" was issued.

This lawlessness is unacceptable; hence, the lawsuit we filed against this decision and license is currently ongoing. In addition to the legal battle, public opposition has been growing steadily since February through widely attended community meetings across the region. In April, a protest rally joined by thousands of people was held in the district center of Varto. Furthermore, since May 3, a 24-hour uninterrupted vigil has been maintained in Çalıdere (Xarik) village—one of the 10 drilling areas—led by the Varto Ecology Platform. This gathering consists of a human collective including associations, NGOs, representatives from all villages of Varto, youth, and women, where local residents and people of all ages who have dedicated themselves to the ecological struggle keep watch continuously.

According to official records, Varto is an ancient geography at the foot of the Bingöl Mountains in Muş province, brought to life by the tributaries of the Murat River, where sacred beliefs and nature intertwine. For thousands of years, these lands have given life to their people through waters that serve as a source of healing. For the people of Varto, water is not merely a resource to be consumed; it is a sacred bond, a cultural heritage, and a social identity.

For centuries, Kurds have lived in our district with the highest density. Depending on the population distribution, communities belonging to different ethnic and cultural identities—such as Zazas, Armenians, Chechens, Circassians, and Turks—as well as Muslim, Shafi'i, and Alevi populations, alongside a small, remaining Christian population, continue to live side by side in peace despite everything.

Today, in our view, this geography faces the greatest ecological and social betrayal in its history. A Geothermal Power Plant (GPP), which might be a conventional and facilitating method in other countries like Iceland, will turn into an outright exploitation of nature here. This step is being forced upon the Varto and Karlıova region and the Yedisu line—an area that sacrificed thousands of its people to earthquakes in 1946 and 1966, and today stands directly at the active intersection of Türkiye’s three most active fault lines. When combined with the bureaucratic practices and lack of oversight in Türkiye, the outcome is catastrophic. GPP projects, as proven by bitter examples in Aydın (Germencik, etc.), are fundamentally an "ecocide" when it comes to Türkiye, no matter how much they are adorned with glossy and sympathetic terminology.

On one side, there is the hope planted in the 2020 report of DAKA (Eastern Anatolia Development Agency) claiming that thermal health tourism would be established in the region to appease the public; on the other side, there is the destruction detailed in IGNIS’s 2025 project description. The chasm between these two visions is a crossroads that will determine the future of not only Varto but the entirety of Mesopotamia.

The cumbersome structure of the bureaucracy in Türkiye has often blocked projects that truly benefit the public. Yet, a once-in-a-century opportunity for Varto could have been to find a new lease on life through a pristine health tourism project. Its valuable livelihoods, such as clean agricultural lands and natural livestock farming, could have been preserved. Today, however, even these resources are on the brink of being lost.

If the pristine nature of Karlıova and the Muş Plain—which serves as an insurance policy for Türkiye’s meat and dairy supply—is destroyed, it is inevitable that the country's long-standing healthy food bottleneck will peak as a direct consequence of choosing GPPs! The Muş Plain is one of the largest plains in Türkiye; the key to emerging from the crisis in meat and dairy products lies within these lands. The destruction of these resources by GPP projects will mean suicide not just for Varto, but for the food security of all of Türkiye.

As is well known, the Murat River is the largest tributary of the Euphrates; it merges with the Karasu to form the Euphrates, and these waters irrigate Mesopotamia before flowing into the Persian Gulf via the Shatt al-Arab. Boron and $H_2S$ gas released from the drillings in Varto, along with a single drop of arsenic mixing into the water, will poison the marine ecosystem thousands of kilometers away, the fish therein, and the Anatolian and Mesopotamian agriculture irrigated by those waters, spanning provinces like Muş, Bingöl, Elazığ, Adıyaman, Antep, and Urfa. This is not an attack solely on the people of Varto; without exaggeration, it is an assault on the collective water resource of humanity. It will result in a global ecocide.

The reports by IGNIS, where flora and fauna analyses were conducted from behind a desk and the biological diversity of the region was deliberately ignored, depict the Varto geography as a "steppe desert." Yet, the reality is entirely different. The lynx, mountain deer, wild goat, and golden eagle are the true owners of this basin and are indispensable components of the ecological balance. The endemic plant species thriving at the foothills of the Bingöl Mountains and the endemic fish species swimming in its streams—in fact, one of our villages is named after the trout—prove the biological richness of this geography. Ignoring them is not just an omission; it is an ecological crime.

For the people of Varto, the land is not merely an economic asset; it is a sacred domain of pilgrimage ("ziyaret"). According to the Raya Heq faith of the local Alevi population, many sacred sites, natural springs, and places of pilgrimage in the region fall directly within the impact zone of these projects.

Turning nature into an industrial site will sever the regional population's thousands-of-years-old bond with their culture of pilgrimage and faith. This cultural erosion will inherently trigger a wave of forced migration. The people, whose soil is poisoned, whose animals perish, and whose faith is wounded, will be forced to abandon their ancient homeland.

Slicing the project into pieces under the guise of "just exploratory drilling" to conceal its cumulative impacts is an evasion tactic defined by the judiciary as "project segmenting." Through this method, the public is misled, and the true scale of the area to be damaged by the GPP is hidden.

The people of Varto possess an ancient culture that wishes to use its water for healing. We will not sacrifice this water to turn the turbines of a corporation and release toxic gases into the atmosphere. The healing of Afyon and the tranquility of Yalova are rights that Varto deserves as well; the cancer-stricken soil of Aydın will not become the destiny of Varto.

This struggle belongs not only to Varto, Karlıova, and Yedisu, but to the whole of Anatolia and Mesopotamia. We are issuing a call for international solidarity: through UNESCO, the UN, Greenpeace, and countless unmentioned environmental and climate solidarity networks, the voice of Varto will reach the global public, and the worldwide scale of this ecocide will be exposed. This letter is a vital part of that call!

The people of Varto are defending their own water, their soil, and their future. This defense is not just an environmental struggle; it is the defense of humanity's shared right to life. We will not give consent to geothermal projects, nor to any other activities on our lands—such as mining—that will disrupt the natural environment!

We demand that the World Geothermal Congress 2026 Organizing Committee take into account the historical, cultural, ecological, and human rights dimensions of the region when evaluating the presentation regarding the project that the IGNIS company intends to carry out in Varto. We emphasize with gravity that no investment conducted without the consent of the people of Varto, which threatens nature and living spaces, can be deemed legitimate. We reject the depopulation of the region, the destruction of water resources, the cultural genocide that will occur by obliterating sacred places of faith and tearing people away from their roots, and the endangering of protected natural and endemic species.

As conscious individuals and non-governmental organizations regarding this matter, we call upon the IGNIS company to withdraw from the region immediately and cease threatening life in Varto and Karlıova.

In our view, Water is life and must not be commodified.

You may review the protests on our Social Media accounts; likewise, typing the terms "Varto Jeotermal" into search engines is sufficient to access thousands of images and news articles.

I sincerely hope that our voice, the Cry of Varto, has touched your hearts.

Respectfully yours,

From the people waging the Struggle for Ecology and Environmental Protection in Varto,

Author & Poet : Veli BEYAZGÜL

Instagram: Velibeyazgul

Instagram Account of the Platform: Varto.Ekoloji

#NoToGeothermalInVarto #VartoResists #DoNotDisruptTheEcosystem


>> 


 TO THE WORLD GEOTHERMAL CONGRESS 2026 ORGANIZING COMMITTEE

16 Eylül 2025 Salı

6 HES yapılıyor, ses ver Varto, SES!

Bu makale ilk olarak 2013 tarihinde yayınlanmış olup 12 yıl sonra 2025 'de konunun güncelliği dikkate alınarak yeniden paylaşılmıştır.

--------ORJİNAL YAZI----

 6 HES yapılıyor ses ver Varto, SES !

 Yazar: Veli Beyazgül |  Tarih: 03 / 09 / 2013 |  Yazı Okunma: 78


Ön çalışmaları birkaç yıldır sessiz sedasız yürütülen ve fark ettiğimiz andan itibaren bağıra çağıra ses vermeye ve sesimize ses katmaya davet ettiğimiz üzere Varto’daki dereler üzerinde HES projeleri hızla hayata geçiriliyor !

Sessiz kalmak kadar büyük bir zulüm yok !

Meclisteki partiler kendilerince büyük ama halklarca küçük hesaplar yüzünden bir birini ite kaka dururken suyu satmak ve memleketi peşkeş çekmekle zamanlarını paraya dönüştürmeye and içmiş tüccar zihniyeti derelerimizdeki suları ve yüreğimizi kanatmaya devam ediyor !

Yerelde HES savunucusu olan ve bundan yandaşlarının ekonomik çıkarlar sağladığı anlaşılan AKP zaten Varto’daki HES'lerin kurulmasından yana tavır aldığı için onu doğrudan bir kenara bırakalım.

BDP ve CHP ‘deki sessizlik dikkat çekici düzeyde.

Varto Çevre Platformu adıyla kurulmuş olan platform bileşenlerinden

  BDP aldığı 10641 oy ve %  65’lik oy oranına rağmen HES’lere karşı yürüttüğü kampanyada ürkütücü derecede başarısız durumda. Varto’da siyasi gündemi rahatlıkla belirleyen ve siyasal talepler konusunda rahatlıkla yüzlerce insanı ve hatta bazen 1000, 2000 kişiyi sokağa çekebilen BDP konu Çevre Politikasına gelince sınıfta kalmış görünüyor.

Muş il genel Meclisinde BDP’li üyelerin dişe diş mücadelesine ve Barajları yaptırmama bu barajları imar planına ekletmeme noktasındaki takdire değer mücadelelerine rağmen, Mecliste yine BDP vekili Demir Çelik’in Barajlar / HES’ler konusundaki saygın çalışmalarına rağmen Varto ilçesindeki BDP;  “Hidro Elektirik Santraller kurulursa bunun sonuçları ne olur, Barajlardan sonra köylünün hayatı nasıl zindana döner, Doğanın katledilmesiyle insanın yaşamı arasında nasıl direkt bağlar olduğunu” seçmenine anlatamamış durumda. Bunun en net kanıtı Temmuz ayında Goşkar / Dapak deresindeki HES’leri protesto yürüyüşüne katılan sadece 100 kişilik onurlu ama cılız kitleden anlaşılabilir.

Varto yereldeki BDP festivalde HES konusunu bile bile PAS geçerek “Barışçıl” ortama zarar vermekten kaçındı belki ama buna kendi kalesine gol atmak denildiğini artık görmesi gerekiyor. Asıl HESlere karşı mücadele Barışı istemektir savaş durumunu red etmektir. İnsanı ve doğayı savunmaktır.

Peki CHP ne yapıyor derseniz cevabımız koca bir hiç !

Dersim yöresinde veya başka yerlerde başarılı HES karşıtı kampanyalarda katkısı olsa da CHP Varto yerelinde son seçimlerde aldığı 3729 oyun hakkını veremeyecek kadar gidişata boyun eğmiş durumda. Ne BDP ve diğer çevreci yapılarla HES konusunda ortak bir adım atabiliyor, ne kendisi Barajları durdurmak üzere öncülük edebiliyor.

Varto’da ilçe yönetiminde oldukları CHP koltuklarını bırakıp köyleri dolaşmadıkları sürece hızla eriyip gidecekler. Başka zaman Sosyal Demokrasi havarisi kesilenlerin CHP’ye laf söyletmeyenlerin Varto’nun ciğerlerine 6 yerden saplanan hançer gibi hızla yapılmaya başlanan Hidro Elektrik Santrallere karşı sesi çıkmıyorsa bu konuda bile ortak adım atmak için girişimlerden kaçıyorlarsa onların da seçimlerde halkın kapısını çalmaya hakları olmadığı kesindir.

Seçimlere 6 aydan kısa bir zaman var ve Vartonun tam 6 yerinde 6 tane Hidro Elektrik Santral kurulmaya başlandı bile bazılarında kazı aşamaları geride kalırken bazıları içinse nabız yoklanıyor gibi bir hava söz konusu.

AKP,BDP,CHP başka konularda değil belki ama Varto’yu, Vartonun Derelerini bitiren HES’lere karşı sessizlikte ortaklaşmış durumdalar, kimilerine bu cümleler ağır gelse de dost acı söyler misali beni yargılayacaklarına seçimleri beklemeden dönüp kendilerine bakmalarını ve bu konuda acil olarak ne yapmak gerekiyorsa onu yapmaları gerektiğini hatırlatıyorum.

İçim acıyarak…


ORJİNAL EKRAN GÖRÜNTÜSÜ-ORJİNAL YAZI ( ESKİ TARİHLİ-ARŞİV LİNKİ AŞAĞIDADIR)

https://web.archive.org/web/20130906130213/http://www.vartositesi.com:80/makale/134/17/6-hes-yapiliyor-ses-ver-varto-ses


BARAJLAR KONULU DİĞER HABER VE YAZILARA DAİR 
ARŞİVİMİZDEKİ  HABER LİNKLERİ (webarşiv)



Barajlar Varto'muzu boğmadan!

Geçmiş yıllarda Varto'nun kaderini sonsuza kadar değiştirme tehlikesi içeren Barajlar konusunu işleyen çok sayıda uyarı yazısı yayınlamıştım. Yazdığım makaleler ile olasılıklara dikkat çekmeye çalışmıştım; ne kadar başarılı olduğum meçhul, araya uzun yıllar girince kapanan siteleri de dikkate alarak eski yazılarımın bazılarını yeniden paylaşmaya karar verdim. Bunu vicdani bir borç olarak görüyorum. Kimi yazdıklarım fazla hassas düşündüğümden bugün için abartı gelebilir ama belki 20 yıl sonrası için bunlar kâbus senaryosu olarak dikkate alınır! 2010'lardan 2025'lere neler olmuş, hangi tahminler tutmuş ve daha 2040'larda neler olacak kim bilir. Aşağıda okuyacağınız yazının orjinal tarihine dikkat edin. Başka yazıları da bu şekilde dikkatinize sunacağım. Veli Beyazgül

Barajlar (HES'ler) Varto'muzu boğmadan ! 

 Yazar: Veli Beyazgül |  Tarih: 05 / 12 / 2011 |  Yazı Okunma: 1420 >>(orjinal yazının 2012 mart ayına kadar okunma sayısını gösterir)


Barajlar Varto’yu boğmadan !

Son zamanlarda Barajlar ve Varto konusu iyice gündemimizin odağına yerleşti, sizlerden de duyarlı olanların bir araya gelebilmesi noktasında birleştirici bir dalga yaratabilmek umuduyla bu yazıyı kaleme alıyorum. İlk temennim ulaşabildiğim "HES Yapılacak" şeklindeki bilginin gerçek olmaması veya düşünülen ancak vazgeçilen projelere ait olması. Ama bu bir temenni, şimdi yazımıza eğer kurulursa barajlara, öncesi ve sonrasıyla Varto'ya dönelim...

 

Coğrafi bir bilgi:

Varto ilçe merkezi 1600 rakımlı bir ovada bulunuyor, bunun dışında bir tek Çaylar-Tatan Ovası bu kadar aşağıda yer alıyor, geriye kalan  Varto’daki tüm yerleşim birimleri tamamen 1600 metreden daha yüksekte yer alıyor. Bu yükseltiden ve bulunulan iklim kuşağına bağlı olarak normal şartlarda karasal iklimin iyi ve kötü etkilerini Gımgım (Varto) topraklarında hissetmek gerekiyor, ama gelin görün ki öyle değil !

 

Her geçen gün gittikçe daha fazla şekilde görüyor ve hissediyoruz ki Varto’muzun iklimi ve Ekolojik dengesi değişiyor / bozuluyor ! Artık yazlar çok daha sıcak ya da fazlasıyla serin geçiyorken ilkbahar ve sonbahardaki yağmur gerektiği gibi ve gerektiği zamanda yağmıyor, üstelik daha net tanık olduğumuz dramatik bir şey ise, kışın bazen Ocak ayına dek bile yerde ya hiç kar olmadığı ya da ancak neredeyse 10 cm civarında olabildiği gerçeği …

**

Kışın dağlarımıza düşmeyen kar, ilkbaharda suların gürlememesi demek, Kışın az yağan kar, yaz gelince kaynak sularının sonbahara bile girmeden daha Temmuz ayından itibaren kıtlaşması demek !

Kışın yağmayan kar daha neler demek, neler(...)

Dengemiz alt üst oldu,

"Ama neden bunlar" diye soran sorgulayan yok !

Aslında cevap oldukça basit bir denklemde gizli,

İlçemizin en yakın komşularını sıralayalım: Doğuda Bulanık var ve orda 1 Baraj çoktan su toplamaya başladı, 2. si ise bitti bitecek…keza Batı yakamızda bulunan Bingöl’ün Karlıova’ sı ile Erzurum’un Hınıs,Çat ve Tekman ilçelerinde de Barajlar etkisini sadece kendi ilçelerinde değil yakın civar içerisinde yer alan Varto yöresinde de göstermeye başladı bile…

 **

 Nerden biliyoruz ?

Biliyoruz çünkü; yazılanlar birebir gözlemler, yaşlılarla yapılan sohbetler, meteorolojik verilerle birlikte bilimsel raporları inceleyince ortaya çıkan sonuçlara dayanmaktadır. O raporlardan birisinde çıkan sonuçların özeti iddialarımızı doğruluyor, rapor " Aralık ve Mart aylarında dahi en düşük sıcaklıkların 1996’dan itibaren artı derecelere doğru yükselişe geçmiş durumda olduğunu, Yaz mevsiminde günlük ortalama sıcaklıkların da bariz şekilde yükselişe geçtiğini" doğrular nitelikte. Bu rapor’un tespitleri arasında "ilerleyen yıllarda bu sıcaklık değişiminin kuraklığa etki yapabileceği ve sıcaklıkları daha da arttırabileceği" şeklinde. Ancak bütün bu tespitlere rağmen neler yapmalıyız başlığı altında eften püften öneriler var, bireysel çabalarla yapılabilecekler var... rapor belki de Erzurum ilindeki Üniversitede hazırlandığı ve yeteri kadar özgür bir akademik  ortam olmadığı için "Barajların yapımı derhal durdurulmalıdır, yenilerinin yapılması da engellenmelidir" sonucuna ulaşsa bile bunu dile getirmekten çekiniyor !

**

Tekrar biz Varto’muza dönelim ve sözümüzü esirgemeyelim, raporlar gerçeğin kıyılarında dolana dururken biz karnımızdan konuşmayalım ve haykıralım:

 

Baraj (H.E.S) Varto için de ölüm fermanı demektir.

 Tahmini Baraj krokisi görseli

Seçilecek baraj bent yerlerine göre değişmekle birlikte çok sayıda köyümüz sular altında kalacak !

Bu iddiamı daha net ifade edebilmek adına

Senaryoyu bir an için gözümde canlandırıyorum siz de lütfen biraz daha yoğunlaşın yazının geri kalanına;

 

Goşkar Çayı’nda yapılacak baraj(lar):

Goşkar (Yarlısu), Sağlıcak (Dapak), Diktepeler (Segır), İçmeler(Raqasan), Yayıklı (Muzura), Doğanca (Sofya), Armutkaşı (Tanzik), Seki (Keça), Taşcı (Taççi) ,Sazlıca (Qerqerut) ve  Leylek (Leyleg) köylerini ya tümden sular altında bırakacak, ya da bazılarının arazileri sulara gömülecek bazı köyler ise sulama suyu sıkıntısı yaşayacak ve adacık gibi ortada kalacak (örnek tanzig)...

 

Daha batıda bulunan Mengel Deresi üzerinde eğer HES’lere geçit verirsek

Mengel ( Alabalık), Gölyayla ( Kuzık) , Onpınar (Emera), Güzeldere (Zengena), Köprücük (Qasıma), Kartaldere (Civarka), Çalıdere (Xarık), Çaylar (Uskıra), Küçük çaylar (Uskırane qıca),Teknedüzü (Badan), Yeşildal (Çorsan), Çağlek (Çağlak), Özkonak ( Qereguvec), Küçüktepe (Hemug), Güzelken (Tata), Gulci (Güllüce), Yılanlı (İnali), Çayçatı (Gundemira),Kaynarca( Baskan),İlbey (Dodan) , ölçekli (Dadina),Kolan( Qulan) gibi köylerin de sular altında kalması kuvvetle muhtemel görünüyor…

 

En az 30 Köyü unutun !

Bu senarayoya göre Varto’ya sınırdaş 10 köy, ile Varto’nun Batı ve Güneybatısında yer alan 20 köy olmak üzere 30 civarında köyün bu santrallerden küçük çaplı etkilenmelerden tutun da haritadan silinme noktasına kadar değişik yan etkilerini yaşayacağı nerdeyse gerçeğin kendisi olabilir !

En korkunç olanı da bu “senaryo”nun bir gün gerçekleşmesi olacak… Unutmadan ekleyelim bu yazı ve daha öncesinde yaptığım araştırmaların kesiştiği diğer nokta Varto-Deprem denklemidir ki kurulacak tüm barajlar çökme sonucu oluşan derelerimiz üzerine kurulacağından bir de bu yönden ciddi bir tehlike arz ediyor, açıklayıcı olsun diye habere koyduğum haritadaki beyaz çizgiler deprem fay hatlarıdır.

 

Nasıl durdurabiliriz ?

Biz susarsak bu senaryo gerçeğe dönecek, mücadele edersek kazanan hepimiz oluruz.

Buradan başta  Muş Milletvekili Demir ÇELİK ile Sırrı SAKIK olmak üzere bölgemizin duyarlı vekillerine ya da bu çevre ve doğa katliamını önlemek isteyen değişik partilerdeki diğer vekillere ACİL çağrıda bulunma gereği hissediyorum; Lütfen Varto’yu ve çevresini bitirecek olan bu HidroElektrik Enerjisi Santrallerinin tam içeriği nedir ? projeler kabul görmüş müdür ? imzalanma ihtimali nedir ? imzalanmamışsa düşünülen takvim nedir vb sorularımıza cevap olacak bir SORU ÖNERGESİNİ acilen Meclis gündemine taşıyınız…ve bu HES'ler başlamadan gündem yaratmamıza yardımcı olunuz !

İkinci çağrım ise bu yazıyı okuyan yöre derneklerimize, köy muhtarlıklarına, köy web sitelerine, kentlere ve yurt dışına dağılmış duyarlı bütün Vartolulara ve Varto dostlarına…Gelin el-ele tutuşup boğulmaktan kurtulalım, gelin sular seller topraklarımızı işgal etmeden doğamıza, tarihimize, insanımıza kısacası kendimize sahip çıkalım.

 Gelin Hem Yaşayanlarımızı hem de ölmüşlerimizi yok etmeye gelen bu ölüm santrallerini hep birlikte durduralım !

 

** MYO-ÖS 2010- Ulusal Meslek Yüksekokulları Öğrenci Sempozyumu , 21-22 EKİM 2010-DÜZCE -PALANDÖKEN ÇAT BARAJININ, KÜRESEL ISINMA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ AÇISINDAN ERZURUM İLİ ÜZERİNE ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Konulu rapor.


YAZININ İNTERNETTE İLK YAYINLANDIĞI ORJİNAL KAYNAK: 

https://web.archive.org/web/20120302165156/http://www.vartositesi.com/makale/101/17/barajlar-vartomuzu-bogmadan  

(Lütfen orjianl yazının altındaki kısıma yorum yazmayın çünkü bana ulaşmayacak,) Yorum ve düşünceleri 2025 yılında yeniden paylaştığım sosyal medya hesaplarına yazabilirsiniz.


LİNKLE İLGİLİ BİLGİ:

Üstte verilen bağlantı linki vartositesinde  05.12.2011 tarihinde yayınlanan yazının (makale) webarşiv adlı sitede arşivlendiği 02 Mart 2012 gününe ait bir görüntü olup 1420 okuma sayısı da o ana kadar olan sayıyı göstermektedir. Milyonlarca defa okunsa da oradaki sayı daima 1420 kişi kalacaktır.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Facebook üzerine - Veli Beyazgul

Facebook üzerine sesli düşünceler
Ne ararsan …
Kurulalı galiba 5 yıl oldu.4 Yıl boyunca büyük bir inat ve tepkiyle üye olmadım, içine bakmadım, bazen merak etsem de inat meraktan güçlü olduğu için hep uzak durmayı tercih ettim. Benim 4 yılı aşan “direnişim” e benzer direnişler ve “uzak duruş”lara benzer tepkileri, öyküleri olan binlerce insan vardır aramızda. Bugün bu yazıyı yazarken “Facebook” içine kayıtlı birisi olarak “içerden” de bakarak yorum yapabilecek durumdayım. Bu vesileyle yıllardır düşünüp düşünüp yazmaktan vazgeçtiğim  bu yazıyı da nihayet yazmaya başlıyorum.

İyi yönleri

“Sosyal paylaşım aracı” olarak lanse edilen bu site ve benzerlerinde zaman zaman gerçekten “güzel” şeylerin paylaşıldığını biliyoruz. Güzellik kavramının kendisi bile kişiden kişiye değişse de genel anlamda , ortalama bir mantıkla her birimize göre “güzel” şeyler ortaya çıkıyor. Milyonlarca kullanıcısı olan bu siteler sayesinde zaman zaman hiç dikkat çekmeyen konular, videolar, veya müzikler paylaşılıyor, haberdar olmadığımız bir meseleye karşı sanal tepkiler üretiliyor ve bazen mesela “Munzur'uma Dokunma” veya “GDO ya hayır” gibi kampanyalar da örgütlenebiliyor ve böyle düşününce “iyi bir şey” diyorsunuz…
Ha bir de İlkokul’dan Üniversiteye okul arkadaşlarınız veya başka ortak noktalarla birlikte ortak geçmişte izini kaybettiğiniz insanlara ulaşmanın güzelliği var.
Ama
Evet aması var. Herkesin el attığı bir site herkesin gazeteci, herkesin yazar, herkesin eleştirmen olması sonucunu da doğurur. Ne var bunda denilebilir; ne si şu: gerçek anlamda habercilik yapanlardan tutun da yazarlığa, şairliğe –eleştirmenliğe veya aklınıza gelebilecek farklı mesleklere kadar hepsini doğru dürüst yapan insanlar varken ortalık “çok bilmiş”lerden geçilmiyor. Gerçeğe saygı azalırken, dürüst insanların özverili çalışmaları ne yazıkki emekleriyle birlikte daha da hiçleştiriliyor. Çünkü bir çalışmanın gerçek değerini bilen insanlar hariç geride kalanlar “ne var ki ben de bunu yapabilirim” demekte ve insanlar sosyalleşelim derken kendi yağlarında kavrulan kendi yazdıklarını okuyan, kendi ürettiklerini izleyen başkalarına kulak tıkayan, onların emeklerini küçümseyen bencil ve doyumsuz kişiliklere dönüşüyorlar. Alın size  kapitalizmin yarattığı ve özlediği “insan modeli” !
Dahası
Facebook’ un kendi mantığından kaynaklı sayısız sorun var. En önemlisi “özel” bir alanın kalmayışı. İnsanlar bugüne kadar sadece e-mail hesabı yaratırken alışkın oldukları şekilde facebook'a da kişisel bilgilerini giriyorlar. Yazık ki çoğu da doğru bilgilerini giriyor. Bu bilgiler giriliyor girilmesine de teknik ayarlar kısmında “görünsün” – “görünmesin” seçeneklerinde yapılan hatalar yüzünden milyonlarca insanın e-mail adresi, doğum günü, yaşadığı yer gibi aklınıza gelebilecek onlarca gizli olması gereken bilgi ortalık yerde bu tür bilgileri arayanların hizmetine sunulmuş oluyor. Şifreler kırılıyor-hesaplar boşaltılıyor, hayatlar kararıyor…Bunun yanında isimlerini filmlerden bildiğimiz pek gizli servisler bu bilgilere milyon dolarlar verip sahip olamayacakken altın tepsi içinde ellerine  sunuluyor. Siyasi düşüncenizden, değişik konulardaki tutumlarınıza, fotoğraflarınızdan arkadaşlarınıza kadar her şey ellerinde artık…
Beğenmek-Desteklemek…
İnsan beğenileri değişkendir.Size doğru gelen iyi gelen şeyden hoşnut olur beğenirsiniz.Ama facebook dünyasında olay başka türlü işliyor. İşkenceyi konu edinen bir film var ve onun sahnelerinden mesela 5 dk’lık bir video eklenmiş, seçeneklere bakın “Beğen” gibi “emir kipiyle yazılmış zoraki bir beğeni bölümü ile “şikayet et” tarzı bir ihbarcı bölüm var.Sanki hayat bu iki uç noktada gidip geliyormuş gibi. Oysa daha insancıl olan ”korkunç, eleştiriyorum, şiddete sürüklüyor, ırkçı,…” gibi seçeneklerin dahil olduğu bir platform olamaz mı ? Ya da komedi içerikli bir film sahnesi varken “Beğendim, komik, sevimli” gibi seçenekler…??
Etkinliklere katılmak !
Diyelim bir etkinlik duyurusu yapılacak “Katılacak”, “Katılmıyor”, “Kararsız” bu 3K dan başka bir şey yok ! Etkinlik Almanya’da kişi Türkiye’de “ Katılacak” dese ne alaka veya Etkinlik İstanbul’da kişi Varto’da…neden burada şu “beğendim” butonları olmaz ? Etkinlik günü ve saati geçince köyündeki adam patagonya^da yapılan bir etkinliğe katıldı mesajı gelir ekranınıza J
İçimizden bir örnek !
Bizim bu aralar duyurduğumuz RADYO GIMGIM alternatif futbol turnuvası etkinliği var ki bence şiddet ve saldırganlık dolu futbol sahalarındaki kişiliksizleşmiş ve insana yabancılaşmış spor kültürüne karşı umut yüklü bir deneme, bir karşı çıkış.Şimdi etkinlik duyurusunu okuyan kişi gerçekten bu turnuvaya katılamayacaksa “katılmıyor” diye işaretliyor oysa fikirsel olarak çok beğenmiş ancak buna dair bir seçenek sunulamıyor bu kişiye…işte olay bu kadar tuhaf…
X’ in Y ile bir ilişkisi var !
Saçmalıklar o kadar fazla ki, insan neye değineceğini şaşırıyor. Teşhircilik magazin programları sayesinde insanların bilinçaltını fazlasıyla işgal etti. Bunun en büyük yansımasını  xxxx’in  yxy ile  ilişkisi var / ZZZZ’ nin artık bir ilişkisi yok” gibi listede bulunan herkesin ekranına giden ve iyi de bana ne diyebileceğimiz özel ayrıntıların paylaşılması durumu var. Kim kiminle ilişkide, kiminle özel kiminle genel BİZE NE ? Neden bizleri ilgilendirsin 2 kişi arasındaki arkadaşlığın boyutu ? nedir bu merak ? neden bu ilgi ?
Hadi insanlar merak ediyor da bir kişi neden kalkar da oraya “benim artık bir ilişkim var” kısmını işaretler ? hey ! Millet baksanıza benim de artık bir ilişkim var duyan bir daha duysun , duymayanlara tez elden haber salınsın “ mantığına neden girer? anlamakta  zorlanıyorum. Yanılıyorsam birisi bana izah etsin…
O Artık evli…
 Bir de 40 yıldır evli bir adamın kalkıp facebook’a kaydolduğu gün doldurmaya gerek duymadığı ama canı sıkıldıkça kurcaladığı , kurcaladıkça şunu da doldurayım da bizim hanıma / beye ayıp olmasın dediği bir alan var ve orayı doldurunca  “ QQQQ” artık evli”  diye bir mesaj listesinde olan herkesin ekranına yansıdığı gibi ( veya profil açıksa dünya alemin görebileceği) bir boyuta ulaşıyor ki tam bir komedi ! Zaten evli kişiye “artık evli” diye bir mesaj….komedi filmleri sıradan kalır…
Öteki başlıklar:
Yazacak çok şey var Facebook hakkında ;
-Tüketim kültürü,
-Pop zihniyetli mesajcıklar,
-Emeğe saygısızlık
-Fotoğraflardan fışkıran tuhaflıklar…
-aklımıza şu an gelmeyenler..
Gibi …yazabilirsem eğer bir dahaki dosyada bu konulara da değinmeye çalışacağım.
İyilikle kalın !

 

14 Ekim 2009 Çarşamba

Zazaca dili yasayan en eski dil mi yoksa ? - Veli Beyazgül

Zazaki ( Zazaca ) içerisinde yaşayan “eski” diller ;
Hatti-Luwi- ve Hitit dilleri

     Üzerinde yaşadığımız topraklarda tarihin yazı öncesi ve yazılı zamanlarının tümü boyunca yüzlerce halk topluluğu yaşadı, kimi ulus olma iradesi gösterirken kimi topluluk olarak kaldı, kimi inanç bütünlüğü çerçevesinde yan yana geldi bazıları aile/ soy bağları ve nüfus yoğunlukları ile bu toprakları zora dayalı olarak elde tutarken, bazıları da kendi medeniyetlerini devlet kurabilecek güce kadar erişebildiler…
Şimdi yazılı kaynakların yetersizliği geçmişi yeterince anlamak istediğimizde karşımıza duvardan bir engel olup dikiliyor adeta. Bu alandaki kaynaklar kadim tarihi her yönüyle değerlendirmeye ne yazık ki çok da müsait değil.Bu yüzden bazı tezlerden, küçük de olsa "delil" sayılabilecek işaretlerden yola çıkarak koskoca tarihin bilinmeyeleri ile bugün arasındaki bağlar yeniden kurulmaya çalışılıyor.Arada muhakkak eksik bırakılan parçacıkların olacağı bir bütünün tamamını düşünmek en doğrusu.
     Son zamanlarda Arkeolojik verilerin yorumlanmasına yönelik ilgi ve bilginin daha çok kişi tarafından paylaşımını esas alan bakış açısı sayesinde, herkes bu verilere -doğru veya yanlış- eksik, ya da fazla bildikleriyle- bulduklarıyla ışık tutmaya ve bunları daha çok insanla paylaşmaya çalışıyor ve buna paralel olarak önem kazanan "Anadolu’ nun İlk çağ tarihi ile bugün arasında nasıl bir bağ olduğu ve o zamanlar konuşulan dil, kullanılan alfabe ile bugünkü(ler) arasında ne dereceye kadar bağ kurulabileceği" noktasında ben de kendi araştırmalarımı ekleyerek, daha doğrusu çoğu ortaya çıkmış ancak yanlış yorumlanmış veya yorumlanamamış verileri baştan tarif etmeyi deneyerek katkı sunmaya çalışacağım.
   İşte Zazaca ile eski Anadolu Dillerinden Hitit luwi dili /nesi dili arasındaki benzerlikler veya farklılıklara büyüteç tutma düşüncemiz bu merakımızın heyecan verici yanları sayesinde olgunlaşmaya başladı.Son yıllardaki bu olgunlaşma belki hala sadece bir çocuğun emeklemesi gibi yetersiz bir nokta olarak tarif edilebilir; ama ulaştığımız sonuçlar hiç değilse bizimle birlikte gerçek tarihçileri, dilbilimcileri, kendisini hangi dile, dine, veya ulusa bağlı tarif ederse etsin tüm bilim insanlarına heyecan verecek diye umut ediyorum.
Bu konuya şu sıralar öncelik tanımamın bir diğer ve belki en önemli sebebi ise geçtiğimiz aylarda UNESCO tarafından yok olma tehlikesi yaşamaya başlayan diller arasında Zazacanın da sayılmış olmasının verdiği tarifsiz hüzündü aslında...Konuya ilgi duyan veya söz konusu gerçeğin farkında olan herkes kendince birşeyler yapmalıydı, peki ya "farkında"lığı gelişmiş şanslı insanlar arasında olan ben ve benim gibiler ne yapabilirdi diye düşündüm ve bu çalışma böylelikle gelişmeye başladı.
Eminim ki bu alanda başka insanlar da şu an benzer veya farklı noktalardan hareketle bir takım bilgi belge ve dökümanı yeniden yorumlamak üzere çalışmalarını sürdürmektedirler. Benim elde edebildiğim bulguların bir çoğu mümkün olduğunca anlaşılır olabilmeleri için deyim yerindeyse ince elenip sık dokunanlar arasından özenle seçildi...
Anadolu'da yaşayan ve 1071 ile tarif edilen Türk göçünden öncesinin kadim insanları ve halkları ne oldular ? O zaman yaşayan insanlar kendilerine hangi adlar veriyor nelere inanıyorlardı, yaşam stilleri nasıldı ? kadına bakışları, adalet duyguları ne derece gelişkindi ? Bilimsel olarak insanlığa katkı sunacak hangi adımları atmışlardı ? İlk diye tarif edilebilecek şeylerden hangilerini bizlere miras bırakmışlardı ? onlar her kim iseler , bizlerle genetiksel bir bağları var mıydı ? bu yoksa bile kültürel bir etkileşimden ne derece söz edebilirdik ?
(…)
     Çoğaltılabilecek onlarca soru var bu alanda, bu soruların cevabını  aramaya girişirken şaşırtıcı ama çoğunlukla gülümsetecek denli iyi sonuçlar elde ettim kendi açımdan.
Günümüzden binlerce yıl evvel yaşamış bu halklardan Hattiler, Luwiler, Hittitler, Hurriler,Palalar ve adını sayamadığım onlarca medeniyet bir birleriyle ne ölçüde iç içe geçmişti sonradan hangileri hangilerinin içinde eriyip gitti, hangileri kendilerini gizledi ?hangileri zor yoluyla, hangileri asimile edilerek başkalaştırıldılar? bu halkların soyu, inançları ve kültürleri gerçekten kuruyup gitti mi, yoksa hepsi içimizde mi yaşıyor ? hatta daha radikal bir soru - “biz aslında onlar(dan) mıyız"  ?”
     Bütün bunların cevabı eminim ki şimdi parça parça dile getirilen tezler, sonra bunlara karşı anti tezler ile ve nihayetinde Bilimin kabul edeceği / etmek zorunda kalacağı yöntemlerle er ya da geç anlaşılacaktır.Öyleyse biz yeniden ana konumuza dönelim.Ve sorularımıza bir soru daha ekleyelim.
Zazaca / Zone Ma / Dimilki ile artık adım adım çözülen Hitit dili arasındaki benzerlikler nelerdir ?
     Ben bir dil Dilbilimci değilim, bir Teolog (din bilimcisi) değilim, bir Arkeolog hiç  değilim...Kısacası bu konularda “uzmanlık” taslayacak kadar pişmemiş olabilirim, ancak bütün bunlara ve daha fazlasına ilgi duyan "anlamaya yorumlamaya çalışan" bir insan olarak, elde ettiğim ilginç verileri sizlerle paylaşmayı ilkesel olarak doğru buluyorum.Bu konuyu ve hayatın kendisini durmaksızın yürünen bir uzun ince yol olarak algılıyorsak ben yürümeye devam eden bir “yolcu” yum belki sadece...

     Az sonra aşağıda sıralanacak kelimeler ve karşılıklarını  Hititçe -Zazaca -Türkçe  karşılaştırmalarını yapa yapa sunmaya çalışacağım.Bu kelimelerin Türkçe'ye çevrilmiş  olan bölümleri tamamen “bilimseldir”.Yani Türkçeye ne kadar çevrilebilmiş orası tartışılır; ama konunun "uzmanları" tarafından yapılmıştır.Ancak Zazaca karşılıkları bilebildiğim ölçüde benim tarafımdan oturtulmaya çalışılmıştır.Yani kişiseldir.Yanlışlıklar olabilir affola..
Bazı  kelimelerdeki inanılmaz benzerliği görüp şaşıracak, bazı deyimlerin zamanla konuya yakın başka bir kavrama dönüştüğünü görecek, kelimelerin yapısı ve gramerlerini inceledikçe siz de en az benim kadar heyecan duyacaksınız.
Elimde yüzlerce kelime var ancak ben bunun şimdilik 111 kelimeden veya cümlecikten oluşan bölümünü yayınlayabiliyorum.Bu yayınlanan karşılaştırmalar içerisinde hiç benzemeyen kelimeler de karşınıza çıkacaktır.Bunu biraz da bilerek sunuyorum, hatta belki ileride benim karşılıklarını bulamadığım kelimelerin de yer aldığı yeni tablolar sunabilirim o zaman eğer varsa bu kelimelere aşina insanlar da bu konulardaki bildiklerini paylaşarak bizi bir adım daha ileriye taşıyabilirler.
Zaten bilimsel bilgi de bu şekilde gelişmemiş midir ? Geçmişte "yanlış" zannedilen bazı veriler bazen yüz yıllar geçince ancak doğrulanabilmişken, doğru zannedilen bazı şeylerin de aslında hiç de öyle olmadığı birlikte düşünülürse eğer attığım bu adımın bir yerde karınca kararınca bir adım olduğu, bu gün ilgi görmese de hangi zaman diliminde olur bilinmez ama, anlaşılacağı ve geliştirileceğine dair bir inanç taşıyorum şöyle ki;
Tabloyu inceledikten sonra şu iddia dile getirilebilir :

-Hattice / Luvice/ Hititçe dili büyük oranda Zazaca’da yaşıyor!

Eğer bu iddia doğrulanabilirse tarihin akışının bile belki yeniden yorumlanması gerekecek, düşünün ki yok olma tehlikesi altındaki bir dil binlerce-onbinlerce yılın izlerini taşıyan kadim dillerden birisi olarak ispat edilirse "insanlık ailesinin" benim bu dilin yok olmasından duyduğum ızdırabı  yaşamama lüksü olabilir mi ?
Aşağıda sıralanan söz konusu kelimeler karınca kararınca bir varsayıma cesaret edilebilmek adına tarafımca derlendi toparlandı yorumlandı…ancak bu arada kültürel benzeşmelerden ötürü Hatti/ Luvilerin Alevilikle alakası olduğunu dile getiren Araştırmacı Y.Mimar Kemal Soyer’ in ve yine bu alanda araştırma yapan isimli isimsiz çok sayıda insanın bilinen veya henüz gün ışığına çıkmamış tezleri de belki böylelikle bir kez daha farklı boyutuyla tartışmaya açılabilir.Dileyen kabul eder dileyen “hadi canım sen de” deyip tersini ispata yönelebilir bu da bir tercih sonuçta.
Dosyanın tamamını okuduktan sonra "Işık daha çok ışık" arayan güzel insanlara bir zerre kadar da olsa yeni bir ufuk sunabilmişsem bundan ancak mutluluk duyarım.

Sevginin gücü  üstünüzden eksilmesin…Işıkla  ve umutla kalın.
 KARŞILAŞTIRMALI DİLLER-SÖZCÜKLER DEYİMLER-YORUMLAR



Hititçe
Zazaca / zazaki / Zonema
Türkçe
1
EZEN ayari
Bayrame Heskerdene-
Ayari Bayramı ---


Sevgi günü ? (yorum)

2
dSIN-as aki
Mırarbina As--Me
Ay'in 'oldugu' an, "Ay'ın Ölümü"-
3
Aku,eku
Ağwé-Ağe-
İçmek
4
Anna ( AMA)
Maé, Daye
Anne
5
Anni
Ano /Ana /Ané
O, ona.. --
6
Annitalwatar
Duxasqan
Doğum yapmış olmak, 



doğurmak ('Su' akıtan anne??)-
7
arra (=akk. mesûm).
( Ağwédé Buşimi) bir deyim
Yıkamak 
8
Assiya
Hassiye-Heskerdene
Sevmek, aşk 
9
assiyatar
Hass-Hess
Sevgi -
10
Assiyant
Haskerdox
Tanıdık,dost, Aşina yüz,Aşiyan
11
Assu (akk. banûm);
Weşşo:) Wasso ( a-e)
İyi,güzel,hoş -- 
12
Ammuk assu
Şono Weşame
Hoşuma gidiyor -
13
assu
 ( USUL ?? ) Sılam 
Selam -
14
assuli
Usuliye ?
İyilik için! Dürüstçe! 
15
Ad
werd
Yemek
16
Adanna
Werdenne-Werdanne
Yemek için
17
Atta
Atayeme / Bawa/Pi
Baba
18
Auri,awari (akk. madgaltum).
Haware Mebe
Sınır koruyucular -


 (Uzağa Gelme / Yorulma??)

19
auriyala
Piyawo Awarde
Sınırdaki Adam,Sınır adamı -
20
awan arha 
Üja / hete cori
Uzaktaki bölge?(Yukardaki bölge) -
20
MUNUSMEŠ azzennas 
Azebnas ( Tanıdık Kadınlar-Kızlar)
Kutsal tapınakların kadınları(görevlileri)-
21
Eku, ekuna,ekunima (akkadca= kaṣûm).
Serd / Serdın / serdıniye
Soğuk, soğukluk, soğukca
22
Esha,isha
Pasa (İsa İsmi Tesadüf Mü ?)
Bey, yönetici, sahip 
23
E halentuwa
( "Halen"
Halentuva Evi 


 Kuş Yuvası Manasına Gelir )

24
hahhal
(Ğıl-Taş Çıkıntıları )
Ağaç? çıkıntı? 
25
halhaltumari
( Halhal / xalxal ( Tr ile aynı))
Kadına ait halhal 
26
harkanna
"Xırqené"-Ölüm Sesi 
Ölüm,yokoluş, kayboluş (
27
Harpu,harpanalla 
Herb-Harp / xerb /
Rakip,düşman
28
harpanalli
(Piyae Xerbi / )
Düşman adam 
29
harsiharsi
( Hors Tırpan Dövülen Tarım Aracı Olup
Yıldırım,("ateş/ateş") 

 Çekiçle Vurunca Ateş Çıkabilen
 Bir Eşya-Bağlantı  (yorum)

30
NINDAharzazu-, NINDAharzazuta 
Hardzazu 
Harzazu ekmeği, Harzazatu Ekmeği

YORUM >>
(Zaza Toprağının Ekmeği ) 

31
NINDA.Ì.E.DÉ.A -De a
Non-Do   (Ekmek Ve Ayran/ 
yağlı ekmek


Ayranlı Ekmek)

32
ĜIŠhassalli ( ĜIŠĜÌR.GUB).
( Ğızag-Tahta Taşıma Kızağı)
Ağaç oturak 
33
LÚ hassannassas
Çe-ira / Nas-piya
Ev'e ait adam, "Ev'in adamı"
34
Hassu (=LUGAL).
(Haspiya- Has Adam ?Soylu )
Kıral, 
35
haddules
Weşbiyayiş
Sağalmak, iyileşmek
36
Éhila
GılorÇe
Yönetim yeri, ('yuvarlak' Ev)
36
Éhilammar
ÇeXulama /Hizmetçi evi
'Kapı', Hilammar Evi
37
ĜIŠhuesa
HusTıne (Ağaçtan Direk)
Ayna, ('Huesa ağacı') -
38
Huisu
Wes'o / Weşo (Hala Sağ )
Yaşayan, 'canlı et'
39
Huiswāi
 ( Huyayis -Gülmek??)
Yaşamak
40
ĜIŠhuluganni
Xerberebanne /erebané xerbi
Savaş kağnısı, 'Saldırganlık ağacı'

___> yorum
 (Holigan kelimesi de)

41
Humma 
Xınziré
Domuz ağılı/Domuzluk 
42
DUGhuppar
Khup: ( Küp ).
Tas,surahi.. 
43
DUGhupuwāi
Khupeağwé
Surahi,desti.. 
44
(d)hurnissiya
Horri Siya/ Wayire  Hardi -
(dingir)hurnissiya (Hurri tanrı adı) 


Yerlerin Toprağin tanrısı

45
hūda
HuDa: / Ê da -Héqi da
Gürültü? Seslilik? ("Hu çekmek?")



-Veren Tanrı (Bereket Tanrısı ? )
46
huwappa
Hırabpiya / Xırabiye
Kötü, kötülük
47
KÙ.BABBAR-ya iya
(Bargıran-Yükü Ağır
Zengin olmak, 'Gümüş'lenmek 
48
İmmiya,anda immiya
Temmiya:)
Karışık, birbirine karışmak 
49
istamana(= ĜESTUG).
Hestog (Duyan Organ )
Kulak 


Hes-Nayiş:Duymak)

50
kalmi = ĜIŠkalmisana- 
Qamiş
Kamış, 'ağaç kamış', 'yıldırım'--
51
DUGkappi
Kabi-Qacaxi
Küçük desti,tas 
52
karap-, karep
Xırap/ Xerep'itene :
Yemek,tüketmek,bitirmek 

YORUM >>
 Bozmak-(Harap etmek :) TR- 

53
karūili 
(Kare Veri-Eski İş )
(Sahis ise Yasli),eski,'eskiden' 
54
Kura, kuera(=A.KÀR)
Quré -Dağlık Alan
Kır , kırsal
55
kuen (=akk. dâkum) 
( Kuenne:Dövmek-To Kuna:Döverim
Öldürmek, vurmak 


İnanılmaz Bu Kelime Zazakide 



 Aynen Kalmış 4 Bin Yıldır Aynı İfade !!! )

56
Kuissa,
Kés
Kişi,birisi,bir kişi--
57
UL kuiski
( Késqi-Keski: Niyo-Hiç Kimse De Değil Gibi 
Hiç kimse 

Bu Kelime De Zazakide Aynen Yaşıyor )


58
TUGkuressar
Kune-Sar (Ser) Kafayla uğraşmak-
Kadınlar için başlık,saçın düzenlenmesi  :
59
kusata 
Qalınd
Evlenilecek kadına verilen, 'başlık'
60
TÚGkusisi
Kuras
Bir cins bez, giyecek türü 
61
lahharnuzzi
Hard:Yer_Ronişi:Otur ( Yer Sofrası)
Kutsal Sunu Sofrası,Masası
62
GIŠlaššumi(ya)- a.; 
Lazud, Lazut ( Mısır Bitkisi)
(tohum veren bir bitki); YH.†
63
latagga[...] a.;
Eteg
 (kumaştan yapılma birşey); YH.†
64
Lelaniya- e.; 1. (mps.) 
Lerznaiye-Lerza -
kızmak, öfkelenmek, hiddetlenmek, 2. (o.) 
65
 liššai-, lišai- e.; B198
Lîsé/Lése Bıcimi 
bir araya getirmek, 


(Toplanalım Oyun Oynayalım )
toplamak, toparlamak, temizlemek; 
66
lukkanu- e.;
neKEWTORA,/Téléhewn -
 geceyi (uykusuz?) geçirmek; YH.†


Kunnora (Yatıyor-Yatacağım)

67
lukat, luk(k)atta, luk(k)at(t)i, lukta be.; 
Şodır Hona Lalékiyéné
şafakta, tan vakti, (daha ötesi:) 


 (Daha Gün Ağarmamışken )
izleyen sabah, bir sonraki gün; 
68
lukkeš-, lukiš- e.; 
Lokkos-Lembo-
aydınlanmak, şafak sökmek, 



gün ağarmak(?Lüks (tr)
69
luliyašḫa- a.; ; YH.
Hezzé,Hezzoqé
bataklık, bataklık bölge
70
māḫḫanda, subordinating conj.; 
A-honde - O Kadar ( Zazaki)
bağımlı ba.; tam öyle, o şekilde; ses (EY, OY)



 ve(?) GIM-anda (EH/YY) olarak ya
71
mai-, miya-, miešš- e.;
Mişttda
Hamuru Yoğurmak, Kıvamına getirmek
72
makkuya-, makkuyan- a.; yayık; YH öncesi/YY.
Yawuxé
Yavuk
73
maninkuwanu- e.; .†
Nezdi Ano ( Yakına Getiren)-Nezdianne
yakına getirmek, yaklaştırmak(?)
74
NINDAmitgaimi
Non / Noné ?
Birer cins ekmek,-
75
munnanda
Mı Da Wé ( Sakladım)
Saklı, gizli-
76
nas
Nas:Tanıdık Olandır -
Biz


Biz İse:Ma Dır

77
nāsili
Nas:Biz/tanıdık-
Nesi'li, Hitit,Hititçe


ZonéNas:Bizim Dilimiz (Zonema)

78
newa (=GIBIL).
(Newi)
Yeni (Gibil, aynı zamanda 'şeytan')
79
pangariya
Panqa
Artırmak, ortaklık ('bankalaşmak?')
80
Panku
Piyaé Panqai
Klan toplamı, soylular meclisi, yötenim organı
81
pir (= É-ir). 
Pirxane (Pir evi)? / Xane piri
Ev, bir Ev türü
82
piran
Vırnié
Ön 
83
piran parā
Vırnein / vırniyedebiyene
Önde olmak, 
84
piran arha
Pé Veri / Heté pei
Öne uzak,arkada, olmak 
85
pittar
Pıt (Bebek?Melek?Masum *)
Kanat, telek
86
DUGpulla
 Non Pulle / Cıté /( toprağı süren araç saban )
Purulli bayramına özgü bir yiyecek/ekmek türü
87
pūri
Bure (Yemek Ye Komutu)
Purulli bayramına özgü Masa
88
EZEN purulli
Werden Buri Aslında Yemek Bayramı Diye Çevrilebilir 
Purulli Bayramı
89
Sahhan
Şax-Xan ?
Bey, ağa - AĞA
90
sahuihuissuwali(?)
Şahsi- Şahısi
Yasal, kanuni olan (şahıs) hali-


Sar(Ser)Pe (Başın Arkasındaki)

91
KUŠsarpa
Aynı Zamanda Tülbent:Şarpa /    balişna ?
Yastık -
92
siunan antuhsa
Seyyid
Tanrı adamı,Kahin,kehanetçi 
93
dingirsiusmis/sius-mis 
Heqé Me - Seyyide Mı ??
'Tanrım', 'benim tanrım'MİS(MI)
94
siussummin /siun-smin /
Seyde Şıma / Seide dinan ??
Onların tanrısı -
95
Siwatt (=UD.(KAM)-att-).
 (Saat ?)
Gün
96
fDammara
Dammari = Üvey Anne 
Dini gorevli bir kadın türü
97
ANŠU.KUR.RA turīyawas 
Astor:At - Kuriq: Eşek Sıpası
Bir 'Koşumlu At' türü -
98
ur = war, warnu
Weşayine / Wesayis  Zazaca Ayrıca ( İngilizcede Savaş: War )
Yakmak, ateşe vermek -
99
udnē (= KUR-e).
Kur,(Quré-Tepelik Yer)
Şehir, memleket, 'toprak' 
100
ŠA MUŠEN 
( Sa Usen ? Se Usen)
Kehanet Kuşu, 'Anka kuşu' 
101
tērawartanna ,panzawartanna
(Hire Dolimi,-Ponc Dolimi)
3.sefer (kez), 5.kez ..
102
walla
Wulle
Tapma, yüceltme -
103
wetantanni (= MU-anni)
Serréna
Gelecek yıl -
104
Watar, weten (=A)
Ağwe Zazaki ( Ayrıca Bu Sözcük İngilizce Olarak Bilinir Yazıkki)
Su
105
widār 
Ağödayine
Sulamak (tarla için vb)-
106
Zenna=(akk. gummurum).
Qediyayine
Bitirmek, Bitmek, tükenmek -
107
dingirSIN-as zennattari
Na As-Ma Tezzewa
Ay'in hilal hali, "Bu yeni aydir!"-
108
Lu URUPalāumna 
Paloci-Paloli
Palu adamı, Palulu
109
Lu URULuiumna
 Luviya
Luvit adamı, luvitli-
110
URUHalpūma
Halepi
Halep adamı, Halepli
111
dingirLUGAL-manni (dSarrumanni-) 
Serre(Yıl??) serrena / gelecek yıla
Genç Sarruma, veliaht -


Araştırma & Yorum & Analiz : Veli BEYAZGÜL

 KAYNAKÇA:
-Hititçe - Türkçe sözlük
-UNESCO raporları
-http://www.sirkeli-project.info ( Harita /görsel )

ANASAYFAYA DÖN

ANASAYFAYA DÖN
www.velibeyazgul.com

RADYO GIMGIM DİNLE (Aktif değildir)

RADYO GIMGIM DİNLE (Aktif değildir)
Nostaljik radyomuz aktif değildir